İbraniler Bölüm 4
“Buna göre, merhamet alalım ve zamanında yardımı olması için lütuf bulalım diye lütuf tahtına güvenle yaklaşalım.”

Özet

Üçüncü bölümün konusunu geliştirmeye devam eden yazar, bu bölümde Mezmur 95’ten kullandığı alıntının hem imansızlığa karşı bir uyarı hem de ruhsal istirahate güncel bir çağrı olduğunu söylüyor.

1Bunun için istirahatine girmek için bir vaat bulunmaktayken sizden birinin ona erişmemiş görünmesinden korkalım.

Önceki bölümde (3:12 : “hiç birinizde” ; 3:13 : “sizlerden hiç kimse”) okuduğumuz gibi, bu ayette de “sizden biri” şeklinde bir uyarı bulunuyor. İbraniler yazarı hitap ettiği Müjde’yi benimsemiş Yahudiler arasında gerçek imanlı olmayan kişiler olabileceğinden korkuyor. Bu uyarıda İbraniler yazarı “sizden biri” demekle kendisini dahil etmiyor. Yalnızca gerçek anlamda iman etmiş olmayan okurlarına uyarı veriyor. Bahsettiği geçerli istirahat vaadi Mezmur 95’tir (Mezmur 95, Musa ve Yeşu’nun zamanından sonra yazıldı ve bu, istirahat için yeni bir tekliftir [4:6-7]). İbraniler 3 ve 4 çerçevesine göre bu istirahat Tanrı’nın evine ait (3:6) ve Mesihe hissedar (3:14) olmakla paraleldir.

2Çünkü biz de onlar gibi müjdelendik ama duyanlarda imanla birleştirilmediğinden, duydukları sözün onlara faydası olmadı. 3İşlerinin dünyanın kuruluşundan beri tamamlanmış olmalarına rağmen “Öfkemde ant içtiğim gibi, ‘istirahatime girmeyecekler’” dedi. Bu sözün esasına göre, biz inanmış olanlar O’nun istirahatine gireriz.

Mesih’in söylediği kurtuluş sözünü duyanlar bize o sözü iletti (2:3). Tanrı’nın istirahatine kim girer? “Biz inanmış olanlar.” Bu ayetten tekrar anlıyoruz ki yazarın yaptığı ayrım, imanlılar ve imanlı olmayanlar arasında bir ayrımdır.

4Yedinci günle ilgili olarak bir yerde şöyle demiştir: “Ve Tanrı yedinci günde tüm işlerinden dinlendi.” 5Ve tekrar şöyle demiştir: “‘istirahatime girmeyecekler.’”

İsraillilerin vaat edilmiş ülkeye girebilmeleri, Tanrı’nın ruhsal rahatına girebilmelerini resmediyordu. Tanrı’ya güvenseydiler o ülkeye girmekle beraber ruhsal huzura da kavuşacaklardı. Böyle bir istirahat Tanrı’nın halkına uygun olacaktı. Çünkü yaratılış haftasında Tanrı’nın kendi işleri tamamlandı. Tanrı altı günde yaratılışı tamamladı ve yedinci gün çalışmadı. Tanrı "‘İstirahatime girmeyecekler’" derken Kendi yaratılış haftasındaki istirahatini kastetti.

6Buna göre kaldı ki bazıları ona girecekler ve daha önce müjdelenmiş olanlar itaatsizlikten dolayı giremediler. Bu yüzden 7bunca zaman sonra Davut’ta seslenerek tekrardan “bugün” diye bir gün belirliyor, “Bugün O’nun sesini duyarsanız, yüreklerinizi katılaştırmayınız” diye söylediği gibi. 8Çünkü Yeşu onları istirahate kavuştursaydı, Tanrı sonradan gelecek başka bir gün hakkında söz etmezdi.

İbraniler kitabının yazarı 95. Mezmur’da bulunan uyarıdan anlıyor ki insanların Tanrı’nın rahatına girmeleri hâlâ O’nun planıdır. 95. Mezmur’un belirttiği gibi (bkz. İbraniler 3:7-11,15; 4:3,5,7), Tanrı’nın yaratılış haftasındaki istirahati yeniden O’nun halkına sunuluyor. İsrail’in Mısır’dan çıkan nesli imansızlık yüzünden ne vaat edilmiş ülkeye ne de Tanrı’nın ruhsal rahatına giremedi. Yeşu’nun önderliğinde vaat edilmiş toprağa giren sonraki nesil de Tanrı’nın rahatına giremedi. Yoksa yıllar sonra 95. Mezmur’da Davut aracılığıyla Tanrı’nın tekrar bunu teklif etmesine ihtiyaç kalmazdı. Tanrı’nın istirahati sadece fiziksel bir alana girmek değildir. Ruhsal bir istirahattir. Kutsal Ruh buna engel olan imansızlıkla ilgili bir uyarıyı Mezmur’da verdi.

9Sonuç olarak Tanrı’nın halkına bir Şabat istirahati kalıyor. 10Tanrı’nın Kendi işlerinden istirahat ettiği gibi O’nun istirahatine girmiş olan da işlerinden dinlenmektedir.

9. ayet, İbraniler yazarının kanıtladığı gerçeğin özetidir: “Sonuç olarak Tanrı’nın halkına bir Şabat istirahati kalıyor.” Tanrı’nın sunduğu istirahat bir “Şabat istirahati” dir. Tıpkı yaratılış haftasının yedinci gününde Tanrı’nın Kendi işlerinden dinlendiği gibi, O’nun istirahatine girmiş olan insan da işlerinden dinleniyor. İbraniler kitabının mesajının çerçevesiyle bağlantı kurarsak, bir Yahudi’nin Yasa’ya güvenip kendi doğruluğunu kurmaya çalışması Tanrı’nın istirahatine aykırıdır.

11Buna göre aynı itaatsizlik örneğine kimse düşmesin diye o istirahate girmeye gayret edelim.

3:12,13 ve 4:1 ayetlerinde bulunduğu gibi bu ayette de “kimse düşmesin diye” sözlerinde bireysel bir uyarı bulunuyor. İsa Mesih ile ilgili Müjde’yi benimsemiş Yahudiler arasında henüz gerçek imanlı olmayan kişiler olabilir. Bu ayet özellikle onlara uyarıdır. Bu ayetin “o istirahate girmeye gayret edelim” öğüdü ilginçtir. İstirahatte bulunmak ve gayret etmek birbirine çelişkili eylemler değil mi? Bu “gayret edelim” öğüt sözü 2:3’teki “umursamamak” sözünün tersidir. 3:19 ve 4:6 ayetlerinin belirttiği gibi Musa’yla Mısır’dan çıkan İsrailliler itaatsizlik olan imansızlıktan dolayı Tanrı’nın istirahatine giremediler. İbraniler kitabının okurları Yahudilerin dini kültürünün baskısı altında kalıyorlardı. Yahudilerin dini kültürü Müjde’yi benimsemiş Yahudilerin Mesih’e iman etmeye karar vermelerine karşı duruyordu. Bu baskıyla sürüklenip Yasa’ya güvenmeye dönmemek gayret istiyordu.

12Çünkü Tanrı’nın sözü diri, etkili ve iki ağızlı her kılıçtan keskindir. Canı ve ruhu, eklemleri ve ilikleri birbirlerinden ayırana kadar delmekte ve yüreğin düşünceleriyle kanaatlerini sezinleyebilmektedir. 13O’nun önünde görünmez hiçbir varlık yoktur; tam tersine, hesap vereceğimiz Tanrı’nın gözlerine her şey çıplak ve açıktır.

Ayet 11 ile bu ayetler arasında bağlantı kurarsak; 12. ayetteki “Tanrı’nın sözü” ifadesi özellikle bizim duyduğumuz Müjde’yi kastediyor (bkz. 4:2). Bir kişi gerçek imanlılar arasında bulunabilir ve Mesih’in kurtuluş sözünü yüzeysel olarak benimseyebilir. Ancak Tanrı her insanın gerçek duruşunu biliyor.

14Göklerden geçmiş büyük Başkâhinimiz – Tanrı’nın Oğlu İsa – olduğu için ikrarımızı sıkı tutalım.

Kitabın düşünce akışında bu ayet çok önemlidir. Bu ayette kitabın yazarı 3:1 ayetinin “ikrarımızın Elçisi ve Başkâhini İsa Mesih’i düşününüz” sözüne dönüyor. Bu iki ayet arasında bulunan anlatım ve uyarı kitapta bir parantez oluşturuyor. Yazar şimdi kitabın ana konusuna dönüyor. 3:1 ayetinde İsa Mesih, ikrarımızın elçisi ve başkâhini olarak belirtiliyor. Bu güveni önümüzde tutarak İkrarımızı sıkı tutmamız için 4:14’te bir çağrı var. Kitabın kritik mesajı bu çağrıdır. Bu ayetin dediği gibi, Başkâhinimiz “göklerden geçmiş”tir. Günahlarımız için kefaret sağladıktan sonra Mesih, Baba’nın sağında oturdu (1:3). Başkâhinimiz, Tanrı Oğlu İsa’dır.

15Çünkü zayıflıklarımıza paydaşlık duyamayan bir başkâhinimiz yok ancak O her durumun benzerini günah işlemeden yaşamıştır. 16Buna göre, merhamet alalım ve zamanında yardımı olması için lütuf bulalım diye lütuf tahtına güvenle yaklaşalım.

Bu ayetlerle yazar, okurlarını 2:18 ayetinin sözüne tekrar götürüyor: “Çünkü denenmiş olmakla Kendisi zorluk yaşadığı için, denenmekte olanlara yardım edebilir.” Bizim yaşadığımız denemeleri İsa da yaşadı. Fakat hiçbir zaman yaşantısında günaha yer vermedi. Bizim yaşadığımız denemelerin acılarını bizimle paylaşabilir.

16. ayette bulunan “yaklaşmak” fiili İbraniler kitabında birkaç kez bulunuyor (7:25; 10:1,22; 11:6; 12:18,22). Kitabın yazarı bu fiili anlık veya üstünkörü bir ilgiyle, merakla yapılan bir yaklaşımı ifade etmek için kullanmıyor. İnanç kararıyla yapılan bir yaklaşım için kullanıyor:

“O’nun aracılığıyla Tanrı’ya yaklaşanları sonsuza dek kurtaracak güçtedir” (7:25).

“Bu yüzden, kâhinler, daimi olarak her yıl sunmakta oldukları aynı kurbanlarla, hiçbir zaman Tanrı’ya yaklaşanları eksiksiz kılamazlar” (10:1).

“…tam iman güvencesinde, samimi bir yürekle Tanrı’ya yaklaşalım” (10:22).

“Çünkü Tanrı’ya yaklaşacak kişinin, O’nun var olduğuna ve Kendisini arayanları ödüllendireceğine inanması lâzımdır” (11:6).

“Zira dokunulabilir bir dağa…yaklaşmış değilsiniz”. (12:18)

“Bunun aksine sizler, Siyon Dağı’na, yaşayan Tanrı’nın göksel Yeruşalim kentine… yaklaşmışsınızdır” (12:22-24).

Buna göre bu ayette bulunan “yaklaşalım” çağrısı, uyarılardan sonra gelen bir iman çağrısıdır: yaşayan Tanrı’dan uzaklaşanlardan biri (3:12) olma, aksine lütuf tahtına güvenle yaklaş ki merhamet alasın ve zamanında yardım sağlayan lütuf bulasın. Yani, yazar, okurlarının kesin kararla Mesih’e iman ederek gelmelerini söylüyor. Bu “yaklaşalım” sözü 14. ayette bulunan “ikrarımızı sıkı tutalım” sözünün uygulamasıdır. Yasa’ya güvenmek yerine lütuf, merhamet ve lütufkâr yardıma gelmeye bir çağrıdır. Tanrı’nın lütfuna ihtiyaç hisseden bir kişi bu çağrıya kulak verir. Yasa’ya aklanma yolu olarak ve kendi doğruluğuna güvenen bir kişi bu çağrıya kulak vermez.

SONRAKİ BÖLÜM

ÖNCEKİ BÖLÜM

ANASAYFA